ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Vedâ
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 07.02.2009 Cumartesi (Yeniçağ’daki son yazım)
Her buluşma sevinçtir, her ayrılık hüzün; ancak, ne var ki, bu âlem-i şuhûdun vâzıı kanunu tarafından vaz' edilen, değişmeyen kanunu böyle: Bu gök kubbe altında ezeliyyet muhâl olduğu gibi, ebediyyet dahi muhâldir; herşeyin bir bidâyeti vardır, bir de nihâyeti; her başlayan biter, her doğan ölür. Bu dünya hayâtımız dahi öyledir: Bu fenâ âlemine geliriz, yaşarız, ölürüz ve asıl vatanımıza avdet eder, beka âlemine geri döneriz – aslında inancım kat'iyyetle odur ki beka âlemine, yâni "âhiret"e   geri dönmek diye birşey yok; bu fikri kabûle şâyân addetmiyorum, çünki esâsen "bu-dünya"ya hiç gelmedik, çünki hep oradayız, hiç yerimizden kımıldamadık; sâdece bu-dünya'nın içinde imişçesine hissediyoruz, öylesine kuvvetle hissediyoruz ki "bu-dünya"da yaşamakta olduğumuzdan şüphe duymuyoruz. Hâlbuki yok öyle birşey; burada yaşamakta olduğumuz sâdece bir zandan, bir sûi tefehhümden  ibâret, hepsi bu kadar; hepsi bu kadar olduğu için de aslında ölüm diye birşey de yok, sâdece derin bir rü'yâdan uyanış var.
 
Bu dünya hayâtımız bitimlidir demiştik, ama bu-dünya'nın kendisi dahi öyledir; bir gün gelecek, nasıl ki hiçlikten çıktı ise, yine hiçlikte yok olacaktır; yok olmayacak olan sâdece bizleriz, yok olmayacağız, çünki, likaullah ile birlikte ayrılıklar bitecek ve varlığımız O'nun varlığının potasında eriyecektir.
 
***
 
Yeniçağ'da ilk defa 26 Ağustos Salı günü yazmağa başladım, bu son yazım yediyüzotuzyedincisi. Az-buz değil hani; tamı tamına beşyıl beş ay onüç gün olmuş. Bu müddet zarfında nevi şahsıma münhasır çizgimi değiştirmedim; sütûnumu tâkip etmek teveccühünü gösteren kıymetli kaarîlerimin de bildiği gibi, fikir yazıları yazmağa gayret ettim. Böyle yaptım, çünki, herkes en iyi bildiği işi yapmalı fikrimce, ve benim kariyerim de bu, yâni en iyi bildiğim iş; mutlak mânâda iyi olduğunu iddia etmiyorum, sâdece, benim yapabileceğim en iyi iş. Bu müddet zarfında bâzı fıkralarımı hayli uzun tefrikalar şeklinde ve muayyen bir plana göre, "dizi yazılar" olarak kaleme aldım. Bu şekilde te'lif ettiğim Avrupa Birliği, milliyetçilik, etnik mes'eleler, dil ve benzeri mevzûlardaki takrîben kırktan ziyâde dizi yazımın bir kısmını daha sonra müstakil dosyalarda cem' ederek üzerinde kesîf mesâî sarfederek çalıştım, daha da zenginleştirdim ve bunların birkaç adedini de tam akademik formatlı makalelere dönüştürdüm. En son olarak birisi siyâsî milliyetçiliğin kronik iktidar problemini ve diğeri de Batı cemiyetlerindeki psikopatolojik davranış tarzlarını konu edinen iki makaleyi ikmâl ederek basılmak üzere gönderdim.
 
***
 
Evet, artık ayrılık vakti geldi; yavaş-yavaş toparlanayım.
 
Yeniçağ'da ilk yazıma "Merhaba dostlar; tanıyana da merhaba, tanımayana da merhaba; ben geldim. Esâsen, rû be rû tanışıyor olsak da olmasak da aynı yolun yolcusu, aynı kulvarın yarışçısıyız; o sebeple hiç yabancılık çekmeden gönülden ve sıcak bir merhaba!" diyerek başlamıştım; galiba, en iyisi aynı şekilde ayrılmak:
 
Allaha ısmarladık dostlar, gönülden ve sıcak bir Allaha ısmarladık; vakit hitâma erdi, daha fazla durulmaz gayri, yolcu yolunda gerek diyor ve işbu yediyüzotuzyedinci yazım ile birlikte köşemin üzerine perdeyi indirirken, önce, sizleri, burada kapattığım sütûnumu şahsî web sitemde haftaya açacağım, haftada bir kere muntazaman yazmayı planladığım dijital sütûnuma dâvet ediyor ve sonra da, dijital ortamda tekrar mülâkî oluncaya kadar, şimdilik, sizlerden helâllik diliyorum.
 
Hakkınızı helâl ediniz; Allah sizinle olsun.
 
Durmuş Hocaoğlu
 
 
 
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 143,12 KB ]




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim