ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Kitaplar

Laisizm'den Milli Sekülerizme (2. Baskı)

2014, Kocav Yayınları, İstanbul, ISBN: 9786056070754, 655 sayfa
Satın Almak İçin Tıklayınız

"Laiklik ve Sekülerlik, bizim aydınlarımızın bir çocuk tekerlemesini andırır tarzda dillerine pelesenk ettikleri din ve devlet ayrımı yahut da din işleri ve devlet işlerinin ayrımı basitliği ile ifade edilemeyecek kadar derinlikli konulardır.

Bu derinliğin göstergelerinden birisi de, bu kavramların tarihin belirli bir döneminde, birden bire, ap-ansız ortaya çıkmış, boşlukta vücut bulmuş, toplumdan tecrid olmuş bazı entellektüellerin sırf bir zihin egzersizi olsun diye ürettikleri soyut birer kavram olmayıp, tarihin derinliklerinden ve birçok unsurla karmaşık bağlantılar kurarak, gelişerek günümüze ulaşan, nesnel içerikleri olan kavramlar oluşlarıdır.

Bunun içindir ki, laiklik sekülerlik'in içinde doğup gelişmiş olduğu toplum olan Batı toplumunun bu sağlam çerçevesinde, tarihsel ve kültürel arka-planın irdelenmesi ve keza, felsefi bir tahlili faydalı ve hatta elzem olacaktır.

Batı medeniyeti, yeryüzünde bugüne kadar insanlığın hayatına en derinlemesine nüfuz etmiş, en büyük etkiyi yapmış olan bir medeniyettir ve yine o, kendi özgürlükleri yanında, bütün insanlık için ortak olan ve ya olabilen, evrensel ve değerler ve normlar keşfetmiştir. Onun bu niteliklerine ve özellikle derin etkisini sağlayan gücünün gerçek kaynağını anlamadan girişilecek her teşebbüs akamete uğrayacaktır.

Batı'yı Garp yapan temel, "Dünyevileşme" meselesini kendi özgün şartları çerçevesinde çözüme kavuşturmuş olmasıdır. Bu çözümün sonuç şekli, sanayi medeniyeti denen modelsiz ve örneksiz medeniyet ve onunla yakın bir bağlantı içinde olan laiklik/sekülerlik olmuştur. Yani konu, son analiz safhasında "Dünyevileşme Problemi"ne indirgenebilmektedir. Biz bu çalışmada, esas olarak dünyevileşme probleminin Batı'da ki çözüm tarzı olan laiklik ve sekülerlik'i inceleyecek ve oradan kendi modernitemize geçişin yolları üzerinde duracağız.


Düşük Şiddetli Devrim
Bir Entelijansiya Kritiği

2002, Gelenek Yayınları, İstanbul, ISBN: 975-8719-21-1, 240 sayfa

Türk toplumu, son derece önemli ve radikal bir toplumsal değişme süreci geçirmektedir. Bu süreç, toplumumuzun tarihi gelişiminin bir sonucudur. Bu toplumsal değişme, sadece sayıya münhasır bir niceliksel değişme değildir; "niceliksel değişme"nin belirli bir 'eşik değeri'ne ulaşmış ve artık bir "niteliksel değişme"ye dönüşme aşamasına gelmiş radikal bir değişmedir. Asıl sancılar bundandır.

Kanaatimize göre, söz konusu hadiselerin üstünü kaplayan toz dikkatle tamik edilirse, bütün bu vakıaların, vak'aların ve hadiselerin çok önemli bazı radikal değişmelere ve bu değişmelerin de radikal yönelmelere delalet etmekte olduğu farkedilebilecektir. Bunları burada kısaca, bir "Devrim" olarak nitelendireceğiz.

Bizler, fiilen yaşanmakta olan bir devrimin tam içerisinde bulunmaktayız. Bu devrim, yeni başlamış değildir; kökü çok derinlerdedir; son zamanlarda vukua gelen günlük hadiselerin, politik dalgalanmaların büyük bir çoğunluğu ile doğrudan bir ilgisi yoktur. Bunun yanında belirtilmesi gereken en önemli karakteristiklerinden birisi de şudur: Devrim, uzun bir süreye yayılmıştır; hızı yavaştır, şiddeti (argümanı) düşüktür, o sebeple de ilk bakışta hemen dikkatleri çekmemektedir. Bizim onu "düşük şiddetli" olarak isimlendirmemizin asıl sebebi de budur.

Türkiye'de derinden, dipten gelen bir dalga vardır; fay hattı çatlamış, toprak hareketlenmiştir; yer yürümektedir. Yer yürüyünce yer yerinden oynar.


Devletçilik Bumerangı

2002, da Yayıncılık, İstanbul, ISBN: 975-6571-32-2, 371 sayfa

Bumerang Etkisi: Bumerang adındaki garip ama etkili ilkel âletten farklı olarak, geriye tepen sosyal olayları ve olguları ifâde etmektedir. Bu geri tepip atanın başına patlayan bumeranglardan birisi, "Siyâsî İslâm(cılık) Bumerangı"dır, diğeri de "Devlet(çilik) Bumerangı". Bunlardan birincisi, gûyâ İslâm’a ve Müslümanlara daha yararlı olmak isterken tam aksine İslâm’a ve Müslümanlara; ikincisi de gûyâ Devlet’e daha yararlı olmak isterken Devlet’e ve Millet’e zarar veren tesirler hâsıl etmişlerdir ve etmektedirler. Siyasete normaldışı yollardan müdahale edilerek Türk milletinin üstüne gidilmesi ve üstelik bunda da ölçünün ve dozun kaçırılması, bu noktada tipik bir “Bumerang Etkisi" hasıl etmiş ve toplumdaki bu uyanışı, politik olgunlaşmayı, siyasî ergenlik bilincini daha da hızlandırmaya başlamıştır. Ey Devlet’i savunmada ölçüyü kaçıranlar! Devlet’in başına isâbet ettirdiğiniz bumeranglara dikkat! Bugünün yârını da var ve yârın hiçbir şey yoksa dahi, Tarih denen mahkeme var!


Laisizm'den Milli Sekülerizme
Laiklik Sorununun Felsefi Çözümlemesi

1995, Selçuk Yayınları, Ankara, ISBN: 975-9546-66-3, 503 sayfa

Türkiye:
Kimine göre, "İslamiyet'in en güzel şekliyle yaşandığı", kimine göre "laikliğin en iyi uygulandığı" ve kimilerine göreyse "dar-ül harb olduğundan Cuma namazı kılınmaması gereken" ülke!...

Türkiye:
Sözde panislamizmin, panslavizmin ve total hristiyanizmin ortak hedefi... "Gerici olduğu için" Batı'nın, "ilerici olduğu için" Doğu'nun ittiği, "yalnız ülke"...

... Ve bin yıldanberi din hürriyetinin en olgun biçimde uygulanıp İslami hoşgörünün dorukta yaşandığı yer olmasına rağmen; "düşmanımın en iyi nesi varsa, önce onu bozmalıyım" diyen mihraklarca, laikliği "ateizm"le ve ibadeti "yobazlık"la nifaklanan, inanç grupları arasına durmadan fit sokulan ülke: Türkiye...

Yanlış kullanılan ve kasten yıpratılan bir kavramın çöküşü...

Kitaptan Bazı Bölümler:

  • Kapak, İçindekiler, Önsöz, Bölum 1, Bölüm2
  • Bölum 5
  • Bibliyografya





  • Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

    Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

    Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
    Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim