ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Siyâsî Gelişmelerden Bâzı Başlıklar
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 13.01.2009 Salı
NOT: 12 Ocak Pazartesi yayınlanması gerekirken bugüne ertelenen bu yazının Yeniçağ'daki matbû nüshasında, 10 numaralı paragraf iptal edilerek, az bir miktar kesintiye uğratılan 11 numara onun yerine ikame edilmiş, 3 numaralı paragraftan bir cümle çıkarılmıştır - D.H.
 
 
Mutlaka dikkatinizi çekmiştir; şu sıralar, siyâsette dikkatle tahlil edilmesi îcap eden tuhaf gelişmeler yaşanıyor. Hulâsa etmeğe çalışayım:
 
1. TRT'ye bağlı olarak bir Kürtçe televizyon kanalı test yayınına başladı. Bittabiî Hükûmet bunu "iç barış" vesâire yolunda atılan çok cesur ve çok faydalı bir adım olarak takdîm etti; edecek tabiî, etmeyecek idiyse niçin yapsaydı ki? Gayet tutarlı bir davranış olduğuna îtiraz edilemez.
 
2. Derken Sayın Başbakan, Kürtçe kanalın hizmete girmesi vesîlesiyle, "Kürt vatandaşlarımız"ı kendi dillerinde selâmladı. Bu da normal; o kadarını yapan bunu yapmazsa ayıp olurdu doğrusu.
 
3. Hükûmet'in bu "cesur barış teşebbüsü" herhangi bir menfî aksülâmelle karşılaşmadı; hattâ bil'akis, çok faydalı ve lüzumlu bulunduğu gibi, hattâ ve hattâ geç kalmış bir teşebbüs olması dolayısıyla da epeyce sitem edildi. Bu da yanlış gibi görünmüyor; ama her hâlde Hükûmet'in ne yaptığını bilmediği de söylenemez, öyleyse telâşa mahâl yok sayılır. Buraya kadar olanları içselleştirerek kabûl ettikten sonra, faydalı, lüzumlu ve geç kalmış bir teşebbüs olarak nitelendirmek de kendi içinde gayet tutarlı görünüyor.
 
4. Ne varki, "iç barış"ın ne demek olduğundan bîhaber bazıları güçleri yettiğince yaygara yapmağa ve fesad çıkarmağa çalıştılar, ama tutmadı; niçin tutsun ki? Mükerreren: Hükûmet'in ne yaptığını bilmediği söylenemez; vardır mutlaka biz fânîlerin fehm ü idrâkini aşan derin bir hikmeti. Panik yapmayınız!
 
5. Bu hayırlı teşebbüsü başka hayırlı teşebbüs teklifleri tâkip etti derakab: Hemen bilumum "Kürt temsilcileri, aydınları ve kanaat önderleri", önce bunun Devlet'in Kürt dilini ve kültürünü inkâr politikasını terkettiğinin tescîli olarak îlan edilmesinin ve akabinde, daha ileri adımlar atılmak sûretiyle, dil tanınmasının genişletilerek, mahallî parlamentolarının – her ne kadar adları parlamento değilse de fi'len öyledir - yetkilerinin arttırılmasının, Kürt dilinde eğitim hakkının verilmesinin de sağlanmasını istediler. Haklılar ve olacak da; ama acele olmaz! Usul-usul, ceste-ceste!
 
6. Nitekim Saygıdeğer YÖK Başkanı, derhal harekete geçerek üniversitelerde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümlerinin açılacağını bildirdi. İşte bu kadar!
 
7. Derken bir saygıdeğer belediye başkanımız, "dilimizi tanıdılar, yakın zamanda bu bölgenin gerçek adını da tanıyacaklar" dedi ve bence de doğru birşey dedi. Olacak tabiî ki, ama acele olmaz! Usul-usul, ceste-ceste!
 
8. Bu vesîleyle Çerkezce, Lazca, hattâ Çince televizyonlar için de kapı açıldı. Bir hoş oldu ki bu iş, sormayınız vesselâm!
 
9. Bu arada, bedava kömür tevzii de iyi gidiyor doğrusu; önümüzde zehir gibi bir kış ve bir de seçim varken, kim aksini ileri sürebilir?
 
10. Yine bu arada, önümüzde zehir gibi bir kış ve bir de seçim varken, doğalgaz fiyatlarındaki yüzdeyüze yaklaşan zammın geri alınmayacağı açıklandı çok kabadayı bir şekilde; size, "bedava kömür tevzii"        ile tezad teşkîl ediyor gibi gelebilir ama bana hiç de öyle gelmiyor; çünkü böyle şeyleri Hükûmet'in derin hikmetine karşı îmansızlık alâmeti olarak telâkkî ediyor ve îkaz ediyorum: Buna kefere lisânında "Raison d'État" denir, biz "Hikmet-i Hükûmet" deriz ve tabiî bizimki daha doğru ve demek oluyor ki, herşey yolunda gidiyor, paranoyaklık yapmayınız.
 
11. Yine tam da bu sırada dışarıda vuku' bulan bir hâdise Türkiye'yi de Hükûmet'i de çok rahatlattı; şöyle rahatlattı: İsrail'in Gazze saldırısı üzerine Sayın Başbakan Arapları kıskandıracak ve dahi Türk'ün nâm ü nişânını yedi cihâna kaydettirecek derecede sertleşti. Dünyanın dikkatleri bir ânda Biz'e çevrildi ve umum âlem, "bu Türkler ne delikanlı imiş" dediler ve "acaba Sayın Erdoğan, Beni İsrail kavmini terbiye ve te'dib etmek ve hadlerini bildirmek üzere Arz-ı Mev'ud'a bir sefer mi düzenleyecek" diye de merak eder oldular; neden olmasın ama, değil mi? "Bu kadar aculluğun ne lüzumu var" diyenler olabilir; siz demeyiniz efendim; tekrar îkaz ediyorum: "Hikmet-i Hükûmet"e karşı îmansızlık etmeyiniz. Herşeyden önce çok fâideli olduğu su götürmez. Bir kere, "buralar bizden sorulur" demiş olduk ve kimse de buna îtiraz edemedi dikkat ettinizse; ikincisi, Amerika, Türklerin hilâfına hiçbişeycikler yapamayacağını anladı ve sesini kesti; üçüncüsü, Araplar utandı; dördüncüsü, İsrail korktu; beşincisi "först leydiler" – bunun ne demek olduğunu bilmiyorum, ilk defa işittim – içtimâ eyleyerek dünyanın dikkatini Türkiye'ye çevirdiler ve altıncısı – en mühimi de bu zâten – içerideki birçok şeyin üstü örtüldü.
 
İşte buna içilir dostlar.
 
"Neyin veya nelerin üstü örtüldü" mü diyorsunuz?
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 191,11 KB ]




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim