ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

'Aydın' Üzerine Bir Potpuri
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 28.12.2008 Pazar
"Aydın" kavramı asıl olarak Aydınlanma'nın îcâdı; tâbir "aydınlanmış" (éclarée, enlightened), aynı zamanda "fikir işçisi" anlamında "entellektüel"; Türkçe'deki terim, "enlightened" karşılığı "münevver", sonra "aydın", Âzerî Türkçesinde "ziyâlı". "Aydın" kavramı çok aşırı iddialı, hattâ ukalâca da denebilir; çünkü nûrunu başkasından almıyor, bu îtibarla, "aydınlanmış, nurlanmış"tan ziyâde, kendisi nûrun kaynağı veya bizzat nur. Klasik dönemde Batı'daki muâdili "filozof", bizde – çoğul olmasına karşılık tekil de kullanılan – "ulemâ", ayrıca, "hakîm" ve "feylesûf". Bütün bunların anlatmak istediği, sıra-üstü kimse; bir bakıma Gasset'nin "özel vasıflardan mahrum,alelâde insan" olarak vasıflandırdığı – ve prototipi de ilim adamları olan -  "kitle-adam"ın[1] tam zıddı. "Tek işi temelde maddi çıkar arayışı olan ve giderek sistematik bir şekilde tamamen gerçekçi hale gelerek aslında kendilerinden beklenenden başka bir şey yapmayan insan gru­bu", yâni, "kitleler", diğer bir nitelendirme ile "eğitimsiz insan­lar"dan farklı olarak, "faaliyetleri temelde pratik amaçların yerine getirilmesine dayanmayan, sanat, bilim veya metafizik düşünceden zevk alan, kısacası maddi-olmayan avantajlar sağlama peşinde olan ve dolayısıyla belli bir anlamda "Benim yurdum bu dünya değildir!"Julien Benda, "okumuş, eğitimli kimseler"i "aydın" (clerc) olarak tanımlarken,[2] Raymond Aron, "aydın"ı "zekâ meslekleri" olarak tavsîf ettiği zümrenin en tepesine yerleştirir, ama tam bir tanım veremez.[3] Ülgener, aydınların mühim, ama pek de güvenilir olmadığının üzerinde durur.[4] Muhtelif aydın tariflerini sıralayan Cemil Meriç, nihâyet, "Sağ entelektüel, çoban köpeğidir. Esasen entelektüelin sağı olmaz." hükmüne vardığı entellektüeller için şunları söyler:[5] diyen
 
Bu tarifler geçit resminin ispat ettiği hakikat şu: Her ülkenin, her çağın, her sınıfın, her ideolojinin en­telektüel anlayışı başka. Dünyaca kabul edilmiş bir entelektüel kıstası yok dense yanlış olmaz.
 
Sağın temsilcileri için entelektüel, ya karışıklık çıkarmaktan hoşlanan, huysuz, hırçın, ukalâ bir "deklase"; vekâletnamesi olmayan bir avukat. Şarkı söy­leyeceğine bildiriler imzalayan bir ağustos böceği; yahut da heyecansız, suya sabuna dokunmayan bir bilgi uzmanıdır. Sol, aydına bazan dost, bazan düş­man. Daha doğrusu entelektüel, kendilerinden ol­mak şartıyla alkışlanmağa lâyıktır. Sağ entelektüel, çoban köpeğidir. Esasen entelektüelin sağı olmaz. Entelektüel, yükselen bir sınıfın şuurudur, yani bir devrimcidir. Ayırıcı vasfı: Tenkid. Şöyle bir taslak çizmek kabil:
 
1) Entelektüel, zamanının irfanına sahip olacak­tır. Ülkesinin dilini, edebiyatını, tarihini bilecek, dünyadaki bellibaşlı düşünce akımlarına yabancı olma­yacaktır.
 
2) Peşin hükümlere iltifat etmeyecek, olayları kendi kafasıyla inceleyip değerlendirecektir.
 
Başlıca vasıfları dürüst, uyanık ve cesur olmak­tır. Yani bir bilgi hamalı değildir entelektüel. Haki­kat uğrunda her savaşı göze alan bağımsız bir mü­cahittir.
 
Biz de Schumpeter gibi düşünüyoruz. Entellektüel, tariflere hapsedilemez./Mefhumu dalgalanışları içinde kavramak, tarihe başvurmakla kabil.
 
Karl Marx, aydınlara tarihin ilerlemesinde motor ve öncü görevi verir, ama aynı zamanda onları aşağılar da; zîra aslî fonksiyonları "tek devrimci sınıf" olan Proleterya'nın[6] iktidarını sağlamaktır; yâni yaptıkları "sağdıç emeği"dir netîceten.
 
Aydınlar bir "sınıf" mı? Hayır! Ancak, olsa-olsa "zümre". Ve en heterojen zümre; kolay-kolay birlik olamazlar – hele şahsî menfaat birliği, asla! - olmaları da şart değil zâten.
 
Başka? Başkası şu: Aydınlar, ilim adamlarından daha mühimdir, ama onlardan daha az şâyânı îtimaddır aynı zamanda ve çok kolaylıkla yakalanabildikleri iki de hastalıkları vardır: "İhânet" ve "yabancılaşma".  
 
[1] Ortega y. Gasset., Kütlelerin İsyanı (La Rebelion De Las Masas)., Çeviren: Nejat Muallimoğlu., Bedir Yayınevi., İstanbul, 1992.,
 
[2] Julien Benda., Aydınların İhaneti (La Trahison des Clérces)., Çeviren: Cem Soydemir., Doğu Batı Yayınları, Haziran 2006, s.37-38
 
[3] Raymond Aron., Aydınların Afyonu., Çeviren: İzzet Tanju., Tur Yayınları., İstanbul, 1979., s.257 v.dv.
 
[4] Sabri Faik Ülgener., Zihniyet, Aydınlar ve İzm'ler; Denemeler ve Araştırmalar., Mayaş Matbacaalık ve Yayın Tic. A. Ş., Ocak 1983., s.63 v.dv.
 
[5] Cemil Meriç., Mağaradakiler., Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1978., s.390-391
 
[6] V. İ. Lenin., Burjuva Demokrasisi ve Proleterya Diktatörlüğü., Çeviren: Muzaffer Ardos., Sol Yayınları, Ankara, Haziran 1977., s.303
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 164,98 KB ]




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim